2 Temmuz 2015 Perşembe

Biz Hangi Dili Konuşuyoruz?


“Kara sevda, kara sevda dedikleri daha ne olabilir ki?” diye boşuna sormamış Barış Manço. “Kara sevda”nın ne olduğunu hala bilmiyoruz çünkü. “Kara sevda” diye bir şey olamaz.

“Sevda” sözcüğü Arapça “esved” yani “kara” sözcüğünden türemiştir ve yine “kara” anlamına gelmektedir. Bu demek oluyor ki biz “kara sevda” derken aslında “kara kara” diyoruz. Ne tuhaf değil mi?

Bu tuhaflık sadece “kara sevda” ile kalmıyor maalesef. Başka bir örnek verecek olursak halk arasında yaygın olarak kullanılan “leyli kadir gecesi”ni verebiliriz. “Leyl” zaten “gece” demek. Biz “leyli kadir gecesi” dediğimizde “kadir gecesi gecesi” gibi bir anlam çıkıyor. Bu da tuhaf değil mi?

Birçok şey konuşuyoruz ama ne konuştuğumuzu bilmiyoruz. Dilimiz günümüze kadar dönem dönem bazı unsurların da etkisiyle başka dillerden etkilenmiştir. Bu gayet olağan bir şeydir. Ama bu etkilenme dilin yapısını bozacak seviyede ise çok acil önlemler alınması gerekir. Bundan tam yüz yıl önce yazılan “Yeni Lisan” makalesi de tam bu konuya değinmektedir. Ya da günümüzde Ömer Asım Aksoy gibiler sayesinde öğreniyoruz bunları. Ömer Asım Aksoy’un Dil Yanlışları adlı eserinden bir örnek vermek istiyorum:

“Umut”, Türkçe bir sözcüktür. Farsçada aynı anlamı taşıyan bir “ümit” sözcüğü vardır. Türkçe “umut”un eylemliği “ummak”tır. Farsça “ümit” sözcüğü de eskiden “etmek” yardımcı eylemliğiyle birlikte “ümit etmek” biçiminde ve “Ummak” anlamına kullanılırdı. Şimdi kimi yazarlar, yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, “ümit”in Türkçesini kullanmakta, ama eski alışkanlıkla bunun arkasına bir de yardımcı eylemlik getirerek “umut etmek” demektedirler. Dahası, kimileri Farsça “ümit”in uzun söylenen “mi”si gibi Türkçe “umut”un “mu”sunu da uzatarak “umut etmek” diyorlar. Ve gülünç oluyorlar. “Ummak” dururken “umut etmek” demek, Türkçeden sapmaktır. Nitekim “rica ederim” yerine “dilek ederim” denilemez; “dilerim” denilir.

Görüldüğü gibi dilimizde birçok hatalı kullanım bulunmaktadır. Özellikle biz Türkçe öğretmenleri olarak bunlara dikkat etmeliyiz. Dil bilimciler, şairler, yazarlar, öğretmenler ve Türk milleti olarak dilimize sahip çıkmalıyız.

YAŞAR ULUKANOĞLU

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder